| Yazar |
Mesaj |
yelden77
 Üye No: 3200
Kayıt: 31.08.2007
Mesajlar: 36
Durumu: Offline
|
Faşizm Kuşatması
Geçmişte Türkiye ile ilgili tespitlerden birisi; ülkemizin gizli faşist bir yönetimle yönetildiği ve yarı sömürge olduğuydu. Bugün geçmişe göndermeler yaparak tespitler yapılmadığı için (kendimizi ideolojik olarak yenileyip geliştirmeyişimizin de etkisiyle) çoğu kez egemen siyasi-ideolojik dilin tuzaklarına düşüldüğü, etki alanına girildiğini düşünüyorum. “Yeni toplum, yalnızca geçmişten miras kalan insan ve kültür malzemesiyle kurulabilir ve bu malzemeyi görmezlikten gelmek burjuva dejenerasyonunun tehlikeleriyle dolu bir ütopyaya saplanmak demektir.”¹ Dolayısıyla geçmiş kültürümüzü (hesaplaşmalarımızı da yaparak) anımsamamız gerekiyor.
30 yıl öncesi ile bugünün siyasi-ekonomik-ideolojik ayrımları ya da benzerlikleri nelerdir ki; faşizm ve sömürge tespitlerini kullanmaktan kaçınıyoruz, veya zorlanıyoruz? Daha mı demokratik olduk yoksa ekonomik-ideolojik-siyasi bağımsızlığımızı mı kazandık? Sosyalist bir değerlendirmeyle, dün ile bugün arasında tespitlerimizi, ideolojik dilimizi kullanmamamızı gerektirecek ne kadar değişiklik var?
Bugün yer yer sosyalistlerin-devrimcilerin söylemlerine de bulaşan “küreselleşme”, “serbest piyasa” gibi tanımlamalar üzerinden kurulan dil; gerçekte sömürgeleştirmeyi, bu sürecin kaçınılmaz sonucu olan hukuksuzluğu gizlemek, yumuşatmak için (ısrarla) kullanılıyor. Geçmişteki emperyalizm tanımıyla bugünkü küreselleşme uygulamaları arasında, kapitalizm tanımı ile bugünkü serbest piyasa uygulamaları arasında çok mu fark var? Ya da ithal ikameci, devlet destekli özel sektör yaratma politikalarıyla uluslar arası finans kurumları ve sermayenin isteklerinin devlet tarafından (özelleştirmeler, emeğin sömürüsüne yol açan yasal düzenlemeler vs.) gerçekleştirilmesi arasında dilimizi değiştirmemizi gerektirecek ne kadar fark vardır? Türkiye ve tüm az gelişmiş ülkeler geçmişte olduğundan daha fazla sömürge, daha fazla dışa bağımlı ve daha faşist olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla temel kavramlar açısından dilimizi değiştirmemizi gerektiren bir değişiklik yok.
Ülkemizde son yıllarda yaşanan ve sosyalistlerin, emek örgütlerinin etkisiz kaldığı süreçte egemenler arasındaki iktidar çatışmasının, kırılmaların açığa çıkmasını hızlandırdı diye düşünüyorum. Bu süreçte yukarıda belirtmeye çalıştığım kendi ideolojik-politik söyleminden uzaklaşma, egemen söylemler üzerinden siyaset yapma biçimi sola da bulaştı.
Bu arada ulusalcılarla aynı kulvara düşmemek, kitlelerin faşizme savrulmasını önlemek gerekçesiyle “emperyalizm” tanımının kullanılmaması gerektiğini söyleyenler de var. “Ulusalcılar, faşistler kullanıyor, dolayısıyla kitleler bizim kullandığımız sözcükler, tanımlar üzerinden ulusalcılar, faşizm de örgütleniyor” diyerek emperyalist kültürün tanımlarını kullanmak, sistemin üretilmesine yarar sağlamaz mı diye düşünmek gerek. Ya da başka yolların olup olmadığını....
BUGÜN ve AKP
Birçok çevre AKP’nin “değiştiğini, sisteme bağlı kalacağını” söylemesine inanmamaktadır. Sosyalistler ve devrimciler açısından AKP’nin değişip, değişmediğinin tartışılması bile sistemi desteklemek anlamına gelmektedir. Elbette islamcı çizgisine uygun kadrolaşmaya, sivil toplum örgütlerini, meslek örgütlerini ele geçirmeye, medya grubunu güçlendirmeye yönelik adımlarını sürdürüyor. Bununla birlikte tüm “muhalif”, “demokrat” söylemine rağmen; doğrudan başbakanın ağzıyla “ananı da al git”, “askerlik yan gelip yatma yeri değildir”, “sendikacılar yalan söylüyor”, “ayaklar baş olursa kıyamet kopar” biçimlerinde dile getirdiği, 1 Mayıs’taki devlet terörüyle açığa vurduğu dışlayıcı, baskıcı, şiddeti olağan göstermeye çalışan tutumu faşizmin ta kendisidir. 1 Mayıs 2008 İstanbul olayları aynı zamanda AKPnin devlet olduğunun da yansıması olarak okunmalıdır. Bundan böyle “cumhuriyetçi” çetelerin yanına “islamcı” Ergenekon’u da koymalıyız. Kendine demokrat, kendine özgürlükçü, kendine müslüman... medyasıyla, polisiyle, tarikatlarıyla emek ve sol düşmanlığında rakibiyle uzlaşmış bir islamcı Ergenemon....
Emekçilerin, yoksulların, Kürtler’in, öğrencilerin, gecekondularda yaşayanların, çevrecilerin, ...tüm taleplerini şiddetle bastıran güvenlik güçlerine yol veren AKP, özünde devlet içinde yaşadığı iktidar savaşını devletleşerek aşmaya çalışan, bu sırada içinde bastırdığı faşizmi kendini kanıtlamakta kullanan (daha fazla gizleme gereği duymayan) bir örgüttür...
Özellikle 27 nisan e-muhtırası ve kapatma davasın sürecinde taraf olmak ya da olmamak üzerinden düşünenler AKP karşıtı veya yandaşı gibi bir algıya yol açtılar. Faşizm kuşatması dediğim budur. Bugün AKP karşısında sosyalistleri, emek örgütlerini kendi müttefiki gibi göstermeye çalışanların geçmişteki tutumlarını biliyoruz. Sosyalistlere, emekçilere, Kürtler’e, kadınlara, seçimleri nedeniyle dışlanmışlara karşı AKPnin bugünkü tutumu ile (sistem içi) AKP karşıtlarının geçmişteki tutumları birbirinin devamıdır. Yazıma 30 yıl öncesinin tespitlerini anımsatarak başlama nedenim biraz da bu paralellik karşısında sosyalistlerin, emekçilerin, Kürtler’in, dışlananların kullandıkları tanımlamaların ne denli önemli olduğunu anlatma isteği...
Bugün laiklik (cumhuriyetçilik) türban (islamcılık) üzerinden sürdürülen tartışmalarda demokrasi ve evrensel insan hakları tümüyle devre dışıdır. Bu süreçte AKP halkı olabildiğince baskı altına alırken, laiklik üzerinden politika yapanlar bu baskılar karşısında tutarlı ve inandırıcı bir işbirliğine girmek yerine politik malzeme olarak kullanmanın ötesine geçmemektedir. Cumhuriyet mitinglerinde yüzbinleri alanlara dökenler onca emperyalizm ve özelleştirme karşıtı söylemlerine rağmen “yabancılara satılan” Tekel’i savunan Tekel işçilerinin, Telekom’u savunan Telekom çalışanlarının vb. eylemlerine bin kişiyle bile destek vermiyorlarsa yeniden düşünmek, bunu halka anlatmak gerekir. Bu arada cumhuriyet mitinglerindeki “solcular CHP’ye sağcılar MHP’ye oy versin” çağrısı unutulmamalıdır. Bu çağrının sahiplerinin MHP-AKP işbirliği konusunda tek söz söylememiş olmaları, özeleştiri bile yapmamaları çatışmanın iktidar çatışması olduğunu göstermiyor mu?
AKP’nin tüm demokrasi, özgürlük, insan hakları söylemine rağmen yoksullar, emekçiler, Kürtler, kadınlar, aydınlar, devrimciler için değişen bir şeyin olmaması, tam tersine çatışmanın açık hedefi durumuna getirilmesi nedeniyle düşünmek ve düşündürmek gerekir.
Tüm karşı söylemlerine rağmen bir iktidarın kendinden öncekilerin mirasını sahiplenerek hükümet etmesi karşısında; laik-anti laik çatışmasının ötesinde yaklaşımlar açığa çıkarmamızı zorunlu kılıyor.
Türkiye sosyalist hareket ve partileri, emek örgütleri sistem dışı bir muhalif dili ve bakış açısını geliştirmek zorunda. Egemenler arasında taraf olup kendi faşizmini seçmek yerine kendi ideolojik önermelerini oluşturup kitlelerle buluşturmak zorunda. Saldırının büyüklüğü ve yol açtığı (açacağı) yıkım göz önüne alınarak temel yaklaşımlarda işbirliği geliştirmek, bu işbirliğini kalıcılaştırmaya çalışmak kaçınılmaz bir sorumluluktur.
“Faşizme karşı omuz omuza” ve “Kurtuluş yok tek başına, Ya hep beraber ya hiç birimiz” sloganlarına uygun pratikler oluşturmamız zorunluluktur. Dayatılan faşizm seçeneklerine karşılık sosyalizmi-demokrasiyi seçenek kılabilmek ve faşist dayatmayı kırabilmek sol-emek eksenli bir söylem ve işbirliğini sokağa, günyüzüne çıkartmaktan geçiyor. Türkiye koşullarında sosyalist bir savaşımı örgütleyemiyor, bunu başaramıyorsak ne anlamı düşünmenin, yazmanın?
[Linki görmek için üye olmanız gerekmektedir. Üye olmak İçin tıklayınız] |
_________________

En son yelden77 tarafından 15.05.2008, 21:26 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi. |
|
|
|
 |
*BetüL*
 Üye No: 6531
Kayıt: 11.05.2008
Mesajlar: 89
Durumu: Offline
|
Yazıda geçen her görüşe tek tek cevap versem sanırım kitap olur o yüzden önemli kısımlara değinmek istiyorum
Akp ile faşizmi bağdaştırmak gerçekten son derece gülünç. Faşizm adına bir şey Akp'de gözükmüyor. Faşizm deyince benim aklıma şahsen Süleyman Demirel geliyor. Sağ olmak ille de faşist olmayı gerektirmez. Günümüzde bazı kavramlar çok değişti, belli kalıpların dışına çıkılmaya başlandı. Örneğin, Chp herkesin bildiği gibi sol bir partidir. Ama malesef sola dair hiçbir şey görülmemektedir kendisinde.
Bir de türban kelimesi geçiyor yazıda. Yanında parantez içinde islamcı yazılmış. Yani ikisi nasıl aynı kefeye konuyor çok enteresan doğrusu. Türban yani başörtüsü, sadece dinin gereklerinden bir tanesini yerine getirmek için kullanılan bir araçtır. İslamcı denince, islamiyeti propaganda aracı haline getiren hatta belki şer'i yönetim isteyen kişi akla gelir. İkisi arasında zerre kadar münasebet yoktur. Tabiki laf arasında söylemeden geçemeyeceğim; Akp ile islamcılık arasında da zerre kadar münasebet yoktur. Kişisel olarak mümin olmak veya müslüman olmakla islamcı olmak çok farklı şeylerdir. Bunu bir idrak edebilsek sorunların belki büyük kısmı çözüme kavuşacak. |
|
|
|
|
 |
yelden77
 Üye No: 3200
Kayıt: 31.08.2007
Mesajlar: 36
Durumu: Offline
|
Anlaşılan kafanızda türban dışında bir şey yok biraz kendinizi geliştirin. |
_________________
 |
|
|
|
 |
*BetüL*
 Üye No: 6531
Kayıt: 11.05.2008
Mesajlar: 89
Durumu: Offline
|
| yelden77 demiş ki: | | Anlaşılan kafanızda türban dışında bir şey yok biraz kendinizi geliştirin. |
Asıl sizin kafanızda türbandan başka şey yok bahsedip duruyorsunuz, her yere sokuyorsunuz. Bence siz biraz kendinizi geliştirin de başka ilgi alanları bulun, başkalarının kıyafetleri ve görüşlerine laf etmektense kendinize ait görüşleriniz olsun. |
|
|
|
|
 |
partizan33
 Üye No: 4506

Kayıt: 18.01.2008
Mesajlar: 239
Şehir: BELİRSİZ Durumu: Offline
|
vallahi onu bunu bilmemde akp ile faşizmi bağdaştırmamak gerçektende kör birsinin yapacağı birşeydir akp bugün ülkemizde empeyalizm ve siyonizmin uşağı durumunu gelmiş türkiyede yaşayan halkların katili olma yolunda ilerliyor bugün tersanelerde onlarca işçi ölüyor bir mayıslara azgın kuduz köpekler gibi saldırıyorlar yer altı kaynakları yer üstü kaynakları yabancı sermayeye peşkeş çekiliyor bunları yalnız akp ile bağdaştırmak yanlış bunlar chp ikitidarındada yapıldı başka sol iktidarda da yapıldı ülke bugün gizli değil açıkça faşist diktatörlükle yönetiliyor bunuda bundan tam 36 yıl önce ibrahim kaypakkaya isimli genç bir devrimci açığa çıkardı ve faşist diktatörlüğün işkencehanelerinde gerçeği söylemenin bedelini 90 gün süren işkence sonunda canıyla ödedi ama emperyalizmin uşağı devletin niteliği hala kendisini faşist diktatörlük olarak koruyor... |
_________________ KİMBİLİR NERESİNDEDİR SEVDANIN
GÖZLERİ SEVİŞİRKEN ÇOBAN YILDIZIYLA
HENÜZ NAMLUSU SOĞUMAMIŞ
NÖBETÇİ PARTİZANIN!!! |
|
|
|
 |
no_pasaran
 Üye No: 7634

Kayıt: 28.08.2008
Mesajlar: 6
Şehir: manisa Durumu: Offline
|
ARKADAŞLAR KONUŞMALARINIZ GERÇEKTEN GÜZEL AMA DİKKATİMİ BİR KAÇ KELİME ÇEKTİ :
BETÜL ARKADAŞIMIZ DEMİŞ Kİ HERKEZİN BİLDİĞİ GİBİ CHP SOL BİR PARTİDİR DİYOR ŞİMDİ BURADA SORULACAK BİR KAÇ SORU VAR...
--CHP KURUCU MUSTAFA KEMAL ATATÜRK SOLCUMUDUR?
--CHP NİN SOL PARTİ OLDUĞUNDAN NASIL EMİN OLABİLİYORUZ?
--ŞUANDA TÜRKİYEDE GERÇEKTEN SOL DEDİĞİMİZ BİR PARTI VARMIDIR?
--DENİZ BAYKAL VE CHP ÜYELERİN GÖRÜŞÜ SOL BİR GÖRÜŞMÜDÜR CHP NİN PARTİ TÜZÜĞÜNDE SOL İLE ALAKALI BİRŞEYLER VARMIDIR? |
_________________ İki rayı gibiyiz
bir tren yolunun
yakın olması
neyi değiştirir
son istasyonun |
|
|
|
 |
no_pasaran
 Üye No: 7634

Kayıt: 28.08.2008
Mesajlar: 6
Şehir: manisa Durumu: Offline
|
BU ARADA FAŞİZM NE DEMEKTİR ? ÜZERİNDEE TARTIŞMAK İSTERİM ARKADAŞLAR... |
_________________ İki rayı gibiyiz
bir tren yolunun
yakın olması
neyi değiştirir
son istasyonun |
|
|
|
 |
|
|
|
|
Sonraki başlık »
« Önceki başlık
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız |
Powered by phpBB
© phpBB Group :: Theme & Graphics by Daz
Türkçe Çeviri: phpBB Türkiye Bu Sayfa 0.42278 saniyede 41 sorguyla oluşturuldu Bu site Forum Siteleri üyesidir. Forum Siteleri | Map Of TurkeyGüzel Sözler Özlü Sözler Forum Siteleri özlü sözler
YuotubeVideolar

|