| Yazar |
Mesaj |
yelden77
 Üye No: 3200
Kayıt: 31.08.2007
Mesajlar: 36
Durumu: Offline
|
Özgürlükçüyüz ama salak değiliz
Çok kritik günler yaşıyoruz. Bizi "özgürlükçülük" argümanımızla tavlamaya, avlamaya çalışıyorlar. Türban konusunda ilkesel ya da teorik bakımdan öngörülebilen bir uzlaşma imkânı, bu sorunu genel olarak özgürlükler sorununun bir parçası olarak ve diğer sorunlarla birlikte çözebilme fırsatı daha ilk adımda ortadan kaldırılmıştır. Türban meselesi artık masum bir özgürlük talebi filan değildir; "tanımı da biz yaparız fetvayı da biz veririz" diyenlerin elinde toplumun diğer kesimlerini esir almakta kullanılacak tehlikeli ve ölümcül bir silah haline getirilmiştir. Böyle bir ortamda hâlâ "hizmet alanlar kriterine" dört elle sarılmak saftorikliği, özgürlük savunuculuğu yapıyorum derken, kendi esaretimize gönüllü kapı açmak olacaktır. Çünkü artık "hizmet alanlar istediği gibi giyinsin, isterse türban taksın" argümanının daha başlangıçta geçersiz kılındığı bir mecraya girilmiştir. Ok yaydan çıkmıştır.
Belki burada bir parantez açıp "ama türban yasağıyla binlerce kadın eğitimden alıkonu-yor" diyen ve türbanın bu şekilde serbest bırakılması konusunda kem küm eden kimi özgürlükçü ve solcu arkadaşları uyarmak gerekiyor. Bu konu "havet" denilerek geçiştirilecek bir konu değildir. Öncelikle AKP-MHP marifetiyle tezgâhlanan ve inisiyatifi "tanımı da biz yaparız fetvayı da biz veririz" diyenlerin eline geçen bir tercihin karşısında "ama" demeden, "fakat" demeden itiraz etmek şarttır. Özgürlükler elbette bir bütündür; hepsini birden savunmak lazımdır; sadece birisini savunarak diğerlerini yok sayanlardan ve onların dayatmalarından ise kesinlikle ayrı durmak gerekir. Siyasi İslamcılar ve özel olarak AKP tek bir kategorideki "özgürlüğü" yani sadece kendileri için özgürlüğü savunuyorlar. Ama sosyal güvenlikteki uygulamalarıyla yaşama özgürlüğünü hiçe sayıyor, 301. madde konusunda ayak sürüyerek düşünce özgürlüğünü reddediyorlar; her türlü toplumsal muhalefet eylemi polis copuyla dağıtılıyor. Sonuçta diğer herkesin sadece kendi çizdikleri çerçevede "özgür" olabileceğini emrediyorlar!
Sorunu sadece onların "inanç özgürlüğü" çerçevesinde ele almak, özgürlüklerin imha edilmesini baştan kabul etmektir. Unutulmamalı ki, türban özgürlüğünü savunan kesimlerin fıtratında, kadınların başının açık gezmesi günahtır. Onların fıtratında türban özgürlüğünü savunmak, başı açık gezmeyi yasaklamakla eş anlamlıdır. Kadınların inançlarının gereğini yerine getirmek yanı sıra, erkeklerin de inançlarının gereğini yerine getirmek "özgürlüğü" adına, bu kez, "başı açık gezen kadınlar bizi günaha sokuyor" denilmeyecek midir? Zinhar günah işleyenin de günaha sokanın da İslam inancında katli vaciptir. Katli vacip bulmak ya da cinayet özgürlüğünü savunmak, yaşama özgürlüğü yerine ölüm özgürlüğünü savunmak anlamına gelmeyecek midir?
Ayrıca eşitliğe tabi olmayan bir özgürlük düşünülebilir mi? Farklı inançtaki insanlara ve topluluklara eşit haklar ve imkânlar tanımayan bir özgürlük anlayışının hiçbir kıymeti yoktur.
Özgürlük, ancak bütüncül ve izafi ve eşitliğe tabi olarak kullanıma açık olduğu ölçüde çoğulcu olabilir, böyle bir çerçevede her birey özgürce kendi geleceğini tasarlayabilir; sınıfsal, dinsel, ulusal her topluluk kendi çıkarlarını özgürce savunarak kendi kaderlerini özgürce tayin edebilir. Amenna, işte böyle bir ortamın var edilmesi için çaba sarf edelim, hep birlikte böyle bir ülkenin yurttaşları olabilelim; varsın ondan sonra isteyen türban taksın isteyen başörtüsü. Böyle bir ortamda bu tercihin kimseye bir zararı olamaz. Ama böyle bir ortama, özgürlüğün üç kuralı (bütüncül, izafi ve eşitliğe tabi olması) ihlal edilerek girilemeyeceğini bilelim... Hele hele, "Artık yüzde kırk altı değil yüzde elli iki oldunuz, kaldırın başınızı" diye adeta cihat ilan eden Bülent Arınç'tan sonra, özgürlükçülük yalanlarına bakıp salak yerine konulmayı kabul etmeyelim. Ve şu mahut "türbana özgürlük" yalanlarına ortak olmayalım.
Aslında BirGün gazetesi manşetlerinde çözüm dile getirildi: "Madem Öyle... Sen de her mezhep ve inanca eşit mesafede dur... Diyanet İşleri Başkanlığı'nı kaldır... Zorunlu din eğitimine son ver... Temel eğitimi 12 yıla çıkar... Farklılıkları hazmet..."
Ama onlar da olup biteni bizim "hazmetmemizi" istiyorlar. Hani 1980'lerde TRT arabesk yasağını kaldırmış, "acısız arabesk" getirmişti; şimdi de bunun gibi türban yerine "acısız türban" ya da "Anadolu bağlaması" diye bağlama çekiyorlar. Ama acı hakikat ortada ve acı hakikati kırağı çalıyor! Elbette türban takmak da bir hakikat ama şimdi özgürlük filan değil. Velev ki öyle sayılsın. Ama tek bir özgürlük on özgürlüğün canına okuyacaksa, on hayati yasak getirecekse; bizden bu kadar, sayımız suyumuz yok: Türbana karşıyız arkadaş! Çünkü özgürlükçüyüz ama salak değiliz...
Melih Pekdemir |
_________________
 |
|
|
|
 |
*BetüL*
 Üye No: 6531
Kayıt: 11.05.2008
Mesajlar: 89
Durumu: Offline
|
Sorunu sadece onların "inanç özgürlüğü" çerçevesinde ele almak, özgürlüklerin imha edilmesini baştan kabul etmektir. Unutulmamalı ki, türban özgürlüğünü savunan kesimlerin fıtratında, kadınların başının açık gezmesi günahtır. Onların fıtratında türban özgürlüğünü savunmak, başı açık gezmeyi yasaklamakla eş anlamlıdır. Kadınların inançlarının gereğini yerine getirmek yanı sıra, erkeklerin de inançlarının gereğini yerine getirmek "özgürlüğü" adına, bu kez, "başı açık gezen kadınlar bizi günaha sokuyor" denilmeyecek midir? Zinhar günah işleyenin de günaha sokanın da İslam inancında katli vaciptir. Katli vacip bulmak ya da cinayet özgürlüğünü savunmak, yaşama özgürlüğü yerine ölüm özgürlüğünü savunmak anlamına gelmeyecek midir?
Yazının en çok da bu kısmına takıldım kaldım ve cevap vermeden edemedim. Çünkü dinimizi malesef o kadar yanlış tanıyor ve tanıtıyorsunuz ki gereksiz önyargılar oluşuyor.
Başörtüsü takmayı istemek tabi ki bir özgürlüktür. Bunu söylemekten asla vazgeçmeyeceğiz, yorulmayacağız. Başörtüsü takmayı istemek pantolon giymeyi veya şapka takmayı veya kravat kullanmayı istemek kadar basit bir özgürlüktür. Bunu büyütmenin, karmaşıklaştırmanın hiç ama hiç alemi yok. Başını örtmek isteyenlerin başkalarının başının açık olmasına karşı olmaları gibi bir durum söz konusu bile değil, olamaz da. İçinden yanlış olduğunu düşünebilir ama asla karışmaz, karışamaz hiç kimse. Zaten yıllardır başını açmanın verdiği üzüntüyü yaşayan, bu duygunun ne olduğunu bilen insanlar asla kimseden başını zorla örtmesini istemezler. Her yönden özgürlüğü savunurlar. Dinimizde de asla böyle bir durum yoktur. Dinde zorlama yoktur. Kimse yapmadığı bir şeyden dolayı kınanamayacağı gibi buna ceza da verilemez.
Siz sanıyor musunuz ki başını örtme meselesi tek taraflıdır, tabi ki değildir. Bayanlar başını örtüyorsa, erkekler de açık olana bakmamalıdır, bu da günahtır. O yüzden başı veya başka yeri açık diye kimse katledilmez. Dinimizce katletmek de yanlıştır. "İslam inancında katli vaciptir." cümlesi tamamen asılsızdır. İslamda da %100 olarak yaşama özgürlüğü vardır ve Allah'ın verdiği canı yalnızca ve yalnızca Allah alır.
Dine karşı önyargılar kırılarak İslam inancı yakından incelenip öğrenilse ne kadar akla yatkın, mantıklı, hoşgörülü, duyarlı bir din olduğu görülecektir. |
|
|
|
|
 |
|
|
|
|
Sonraki başlık »
« Önceki başlık
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız |
Powered by phpBB
© phpBB Group :: Theme & Graphics by Daz
Türkçe Çeviri: phpBB Türkiye Bu Sayfa 0.56650 saniyede 35 sorguyla oluşturuldu Bu site Forum Siteleri üyesidir. Forum Siteleri | Map Of TurkeyGüzel Sözler Özlü Sözler Forum Siteleri özlü sözler
YuotubeVideolar

|