| Yazar |
Mesaj |
yelden77
 Üye No: 3200
Kayıt: 31.08.2007
Mesajlar: 36
Durumu: Offline
|
"ABD'ye Uşak, Halka Kasımpaşalı!"
Bu sloganı ilk olarak, Sosyal Güvenlik yasasını protesto mitinginde duymuştum. Bilindiği gibi, halk arasında Kasımpaşalılık “kabadayı” anlamında kullanılır, çünkü Kasımpaşa kabadayılarıyla ünlüdür. 1 Mayıs’ta İstanbul’u kana bulayanları ve yaşanan vahşeti görünce, bu sloganın ne kadar yerinde olduğunu düşündüm.
ABD’ye uşaklıkta sınır tanımayan AKP hükümeti, halka karşı, elinde bulundurduğu Fetullahçı polis gücüyle kabadayı kesilmekten geri durmuyor. 1 Mayıs görüntüleri izlendiğinde, polisin adeta cihat edercesine insanlara, solcu bilinen siyasi partilere ve demokratik kurumlara saldırması, Emniyet’te ki Fetullahcı tarikatlaşmanın gücünü de gösteriyordu. ABD’nin Ortadoğu politikası BOP’un Türkiye ayağını oluşturan ve “ılımlı İslâm”cı olarak tanımlanan AKP’nin “ılımlı İslâm”cılığının altında nasıl bir vahşetin yattığını, 1 Mayıs vesilesiyle görmüş olduk. Şöyle bir düşünelim: Sıvas’ta, bu ülkenin aydın, ilerici insanlarına yaşatılan vahşet ve katliamla, İstanbul’da yaşatılan vahşetin arasında ne fark vardı?
AKP’nin sahte mazlum edebiyatı bitmiştir. Takke düşmüş kel görünmüştür. Hükümet olmasıyla birlikte tüm baskı ve yıldırma araçlarını demokrasi güçlerine karşı kullanmaktan çekinmemiş, böylece AKP üzerinden “demokrasi” ve “demokratikleşme” hayalleri kuranların umutlarını da tüketmiştir. “Ayakların baş olamayacağı” direktifini veren Başbakan’ın talimatı doğrultusunda emniyet güçleri, insan hak ve özgürlüklerini ayaklar altına almış, AKP’nin emek ve emekçiye daha doğrusu insana verdiği değer de böylece anlaşılmıştır. AKP’ye sağdan ve “sol”dan destek verenler, 1 Mayıs fotoğraflarına bakıp bir kez daha düşünmelidirler. Bu hükümetten demokrasi ya da demokratikleşme istemenin akıl dışılık olduğunu anlayacaklardır. Onların özgürlük anlayışları türbanın, tarikat örgütlenmelerinin önünü açmanın ve din pazarlamacılığı yapmanın ötesine geçmez.
AKP zihniyeti, iktidarın gücünü kullananların vicdan ve merhamet sahibi olamayacaklarına en güzel örnektir. Dilleri başka konuşsa da, her türlü güzelliğe düşmanlıklarını her fırsatta açığa vurmaktadırlar. Oysa ki, İslâmiyetin kurucusu bir hadisinde, “sahip olduğunuz geçici güce güvenerek insanlara zulmetmeyin” demektedir.
Bu nasıl bir merhametsizliktir ki, “demokrasinin vazgeçilmez unsurları” saydıkları partilerin binalarını, sendika merkezlerini bombalamaktan hicap duyulmamaktadır. Bu nasıl bir korku ve düşmanlıktır ki, emeğe ve çalışanlara böylesine bir nefret oluşturabilmektedir. Bu nasıl bir insan sevgisizliğidir ki, hastaneler bile bombalanmaktadır. Savaş hukukunda saldırı dışı olarak kabul edilen hastane ve sağlık merkezlerinin bir mitingde bombalanması, ülke tarihinde bir ilktir ve bu ilke de AKP imza atmıştır.
Yaşananlar bir kez daha göstermiştir ki, bu ülkenin siyasal düzeni faşizmdir. Faşizm, iyiden, güzelden, kısacası insandan yana olan her şeye düşmandır. “AKP faşizmi”nden söz edenler, düzenin “kendi faşizmi”nden söz etmezlerse, demokrasi ve demokratikleşme mücadelesini sadece AKP’ye karşı bir mücadeleymiş gibi algılanmasına neden olurlar. Resmi olan ve düzenden yana hareket eden her kurum ve kuruluş, faşizmin kuralları içerisinde hareket etmek zorundadır. Belirlenmiş bu çerçevenin dışına çıkan kurum ya da bürokratların nasıl dışlandığını, cezalandırıldığını örneğin Şemdinli savcısına yapılanlara bakarak görebiliriz. Pir Sultan’ın dediği gibi, “bozuk düzende sağlam çark” olmaz.
Sonuç olarak, daha düne kadar mağdur edildiklerini söyleyerek oy toplayanlar, aldıkları oylara güvenerek oligarşi içinde askeri bürokrasiyle bilek güreşine girenler, 1 Mayıs saldırısıyla aslında düzeni devam ettirme konusunda rakiplerine tam olarak dönüştüklerini net bir biçimde kanıtlamışlardır. Bundan dolayı, ülkede demokratik değişim ve gelişim istemeyen statükocu güçler memnun olmuşlardır. Ertuğrul Kürkçü’nün değindiği gibi, asker-tarikat-sermaye üçlüsü bütünleşmiştir. 1 Mayıs’ta açığa çıkan devlet terörü, bu üçlünün ileride, toplumsal muhalefet güçleri üzerinde neler yapabileceğinin ilk işareti olarak anlaşılmalıdır. ABD’ye uşaklığı elden bırakmayanlar, halka karşı Kasımpaşalı olmaya devam edeceklerdir. |
_________________
 |
|
|
|
 |
*BetüL*
 Üye No: 6531
Kayıt: 11.05.2008
Mesajlar: 89
Durumu: Offline
|
ABD'nin uşağı olma meselesi nerden çıktı çok merak ediyorum. Somut bir kanıt olmamasına rağmen her yerde her lafın içine sokulmakta.
1 Mayıs için ise hükümetin asıl maksadı bilinmediği ya da bilinmek istenmediği için oligarşi, güç gösterisi vs. deniyor. Halbuki 1 Mayıs öncesi alınan karara da bakarsanız hükümetin asıl isteği 1 Mayıs'ın bayram günü gibi geçmesiydi. 1 Mayıs İşçi Bayramı denmesine rağmen yıllardır hep mitinglerle, protestolarla kutlanmıştır. Bayram gibi geçmemiştir hiçbir zaman. Kabul ediyorum, bu sene de pek hoş geçmedi ama alınacak önlemler önceden söylenmişti ve bu kadar ayak diremeye pek de gerek yoktu bence. Tabiki polislerin hareketlerini doğru bulmuyorum ama ayrıntılı incelerseniz görürsünüz ki masum olmayan tek taraf polisler değil. Birçok örgüte mensup kişilerin o gün yaptıkları göz ardı edilemez. Kaldırım taşı sökmeler, taş saksıları yerinden çıkarmalar vs. Kaldırım taşını da hastaneye polis atmadı herhalde. Sendikaları suçlamıyorum tabi ki, o günü kullanarak kaos yaratan ve şehre maddi manevi zarar veren kişileri ve grupları kastediyorum. |
|
|
|
|
 |
|
|
|
|
Sonraki başlık »
« Önceki başlık
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız |
Powered by phpBB
© phpBB Group :: Theme & Graphics by Daz
Türkçe Çeviri: phpBB Türkiye Bu Sayfa 0.40184 saniyede 34 sorguyla oluşturuldu Bu site Forum Siteleri üyesidir. Forum Siteleri | Map Of TurkeyGüzel Sözler Özlü Sözler Forum Siteleri özlü sözler
YuotubeVideolar

|