Forum Anasayfa

 
Forum Kılavuzu
Forum Kılavuzu
Arama
Arama
Üye Listesi
Üye Listesi
Gruplar
Gruplar
Üye Ol
Üye Ol
Hesabınız
Hesabınız
<b>Kişisel Mesajlar</b>
Kişisel Mesajlar
Oturum Aç
Oturum Aç

Sonraki başlık »
« Önceki başlık
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder  Forum Anasayfa » Siyaset..
Yazar Mesaj
yelden77
Yeni Üye
Üye No: 3200


Kayıt: 31.08.2007
Mesajlar: 36

Durumu:
Offline
MesajTarih: 03.09.2007, 16:55 Alıntıyla Cevap Gönder Back to top

Reel politika ve reel İslam 03/09/07

Artık "12 Eylül yüzünden sol bir türlü belini doğrultamıyor" gerekçesini bir yana bırakalım. Sol, özellikle 1994'ten bu yana büyük bir atılım gösteren siyasi İslam'dan dolayı soluk alamıyor. AKP artık sadece hükümet değil; iktidar olma yolunda önemli bir adım attı. "Ilımlılık" siyasetiyle, kelimenin gerçek anlamıyla rejimin zirvesine de oturdu. Neredeyse bin yıldır şu coğrafyada kökleşmiş, toplumun tüm hücrelerine nüfuz etmiş olan siyasi İslam, sol ile kıyaslandığında elbette maça bin sıfır önde başlamış oluyor. Solculuk karşısındaki sağcılık, bu ülkede hakikaten önce Müslümanlık olarak anlaşılıyor.

Türkiye'deki siyasi İslam'ın özgürlükçü solculukla kıyaslandığında, ikinci büyük avantajı reel politikayı içselleştirebilme kabiliyetidir. Oysa solculuk, reel politikadan medet umduğu anda tarihsel bir dönemine kendi elleriyle son vermişti. Sovyetler ve Doğu Avrupa'daki "reel sosyalizm" (really existing socialism) diye bilinen uygulamalar, bu tarzın solculuk bakımından intihar olduğunu kanıtlamıştı. Öte yandan reelpolitik kavramını 19. yüzyılda ilk kez kullanan Alman yazar Ludwig von Roc-hau'dan çok çok önce, bu tarzın tıpkısı olmasa da benzeri İslam coğrafyasında ve siyaset kültüründe "takiyye" adıyla bilinmekteydi.

Şimdi bakıyoruz; AKP siyasette yeri geldiğinde iktisadi ve siyasi konularda derhal İsla-mi ilkelerden geri adım atabiliyor. Çünkü reelpolitika, inançların ve ahlaki ilkelerin önüne, kısa dönemli çıkarları geçirebilme marifetidir. AKP de öncelikle gündelik sorunların üstesinden gelebilmeyi gözetiyor. Reelpolitik, kelime değil bir "kavram" ve "katıgerçekçilik" diye de çevriliyor. Ve bu kavram, malumunuz genellikle pejoratif (aşağılayıcı) bir niteleme olarak kullanılıyor. İşin içine rahatlıkla, cebir, üç kağıt, Makyavelcilik filan girebiliyor. Bu tarzda mesela, "Yahu niye çer çöp gibi deliğe süpürüyorsunuz, kullanın!" demek bile mümkün... Ayrıca bu tarz güçler dengesini büyük bir titizlikle değerlendiriyor. Güçlünün yanında yer alıyor. Bükemediği eli hemen öpmeye teşne... Erbakan bu kuralı ihlal ettiğinde, yani "kanlı mı olacak kansız mı?" diye pervasızca konuştuğunda kendi ipini çekmişti. AKP reel politiğinde ise bu tür patavatsızlıklara fırsat verilmiyor.

Haklı olarak bugüne dek "ne şeriat ne darbe" diye bağırıp durduk. Ama aklımızda öncelikle darbeye karşı çıkmak vardı. İşte şimdi bu slogandaki "şeriat" ihtimali karşımızda ve hatta tepemizde duruyor! Biz, asıl biz itiraz etmediğimiz sürece, bu ihtimal darbeyle de CHP'yle de etkisiz hale getirilmeyecek. Zaten ordu filan müdahale ettikçe, sorun kangrenleşiyor, bir süreliğine uykuya yatırılıyor belki, ama sonra daha diri ve tepkisel şekilde ayağa kalkıyor. Peki, reel politikanın üstesinden bir başka reel (ve sol!) politikayla gelinebilir mi? Vakti zamanında Baykal bunu da denemişti; Anadolu solculuğu, Edebali vecizeleri ve güzellemeleri de bir şey değiştirmedi. Sadece tereciye tere satmaya kalkmış oldu. Buna benzer şekilde kimlik solculuğu yapmak, siyasi İslamcılarla şuna-buna karşı post modern ittifaklar arayışında olup onun icraatlarından liberalizasyon ummak bir başka büyük aymazlık...

Bu bağlamda, önümüzdeki dönemde "sivil anayasa" tartışmasıyla yeni bir sınavdan geçeceğiz. İktidar yalakalığına mecbur merkez medya, AKP'nin attığı adımlara muhtemelen liberalizasyon adına alkış tutacak. Eleştiriler ise anında darbecilik filan diye bastırılacak. Ancaaak... Üniforma yerine cübbe giyince sivil olamıyorsunuz efendiler! Bu toplumda sivil deyince asker olmayan anlaşılır ama, siyaset bilimindeki anlamı açıktır: Yurttaşlık! Mesela tarikatçılar, sivil yani yurttaşlık hakları yerine "biat etmeyi" tercih edenlerdir. Özgürlükçü sol ise, AKP ile "ortak" noktalarını değil farklılıklarını tüm açıklığıyla ortaya koymalıdır. AKP "neo liberalizmi" kelime anlamıyla "yeni özgürlükçülük" şeklinde pazarlamakta ve üstüne "Vay be amma da özgürlükçüymüş" diye alkış beklemektedir. Che tişörtüyle Radikal gazetesine manşet olan Tayyip Erdoğan gelmiş geçmiş en büyük kontr-politikacıdır, bu da böyle bilinmelidir.

Özgürlükçü solun AKP'yi şirin filan görmeyi bir yana bırakıp yoksul Müslümanlarla, Müslümanlık dışı ve seküler bir ilişki kurabilmesi şart; çünkü AKP ancak sınıf mücadelesiyle köşeye sıkıştırılabilir. Bugün AKP iktidarına, bunun için de ılımlı İslam adıyla yaşanılan "geçiş süreci"ne itiraz etmeden bu memlekette sol ayağa kalkamaz. Üstelik yakında Abdullah Gül'ün beşuş çehresinden (maskesinden) dolayı, ılımlı yerine "güler yüzlü" İslam da gündeme getirildiğinde apışıp kalır. "Yaşasın AKP Hamas gibi olmayı tercih etmedi, bakın işte merkez parti oldu" diyenlere de döner şöyle der: "Evet artık merkezde biz varız, yani artık normal olan AKP'li gibi olmaktır, normal olan AKP'liler gibi türban takmaktır; öyleyse anormal olan türban takmamaktır!"

Duydunuz mu başı açık gezen özgürlükçü solcu kadın arkadaşlar!

Melih Pekdemir
Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel mesaj gönder
BAHAR
Yeni Üye
Üye No: 147


Kayıt: 27.07.2006
Mesajlar: 34

Durumu:
Offline
MesajTarih: 06.09.2007, 08:55 Alıntıyla Cevap Gönder Back to top

saçma.

_________________
Bir milletin kültürünü kontrol etmek, o Milletin dilini değiştirmekle; bir milleti imha ise, nesilleri tarihinden ve manevi değerlerinden koparmakla mümkündür. (Bernard LEVİNS)
Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel mesaj gönder
rengarenk
Yeni Üye
Üye No: 2138


Kayıt: 23.05.2007
Mesajlar: 26

Durumu:
Offline
MesajTarih: 08.09.2007, 18:46 Alıntıyla Cevap Gönder Back to top

BASIN ACIKLAMASI

Kalkisa (take-off) gecirilen Turkiye�nin, nereye inecegi belli degil
------------ --------- --------- --------- --------- --------- -
------------ ----

Turkiye�yi ucurmaya hazirlanan 60. Hukumet, ne ekonomide degisim
isaretleri veren uluslararasi hava sartlarini kavramis gorunuyor, ne
de gitmek istedigi yeri tam olarak tarif edebiliyor.

Bir yaptik-ettik manzumesi olarak sunulan 60. Hukumet programi, 12
152 kelimeden olusuyor� Ama, esitlik kelimesi sadece bir kez
kullaniliyor. O da �kanun onunde esitlik� cumlesinin icinde� Bu
anlayis da gosteriyor ki, bu hukumetin vizyonunda toplumdaki
ekonomik, kulturel, sosyal ve siyasal alanlardaki koklu
esitsizlikleri giderme yonunde herhangi bir yonelim ve hedef yoktur.

Esitsizlikleri koruyarak icraate devam etme anlayisina sahip olan 60.
Hukumet Programi�na yonelik temel elestirimiz budur.

Butun dunyada ve Turkiye�de de AKP tarafindan uygulanan yeni liberal
politikalar, toplumlardaki esitsizlikleri ve adaletsizlikleri
gidermek uzere degil, derinlestirmek ve kalicilastirmak uzere
sekilleniyor. Ekonomik liberallesme en genis kapsamiyla uygulanirken,
sosyal haklarda buyuk gerilemeler gerceklesiyor ve gelir
dagilimindaki adaletsizlikler, bolgelerarasi esitsizlikler daha da
buyuyor, yolsuzluklar adeta mesrulasiyor.

�Durmak yok, yola devam� hukumetinin ekonomi politikasinda bir
degisiklik gorulmuyor. Cunku bugune kadar IMF�nin butun hedeflerini
uygulamis olan AKP, yeni hukumet programinda da bunun devam edecegini
ilan ediyor. 2008�e kadar IMF ile anlasmasi olan AKP, bazi kadrosal
degisikliklere gitse de, ana dogrultuyu degistirmiyor.

Hukumet, yuksek faiz�dusuk kur politikasi ile dunyadaki likidite
bollugunu iyi kullanip, sicak para ve kelepir ozellestirme
satislariyla dogrudan yabanci sermaye cekerek buyumeyi surdurmek
istiyor. 2002-2007 doneminde, dunya ekonomisinde yasanan likidite
bollugu, bu strateji ustunde yukselen IMF destekli AKP programini her
yil umulanin ustunde yuksek buyume hizlarina tasimistir. Ancak artik
uluslararasi hava agir agir degisiyor. Hukumet Programi ise yeni
sartlara yonelik onlemlere sahip degil.

Ote yandan IMF'nin de ortulu onayi ile bir secim ekonomisi uygulayan
ve buna elinde tuttugu yerel yonetimleri de katan AKP, merkezi
butcede (1) ve yerel yonetim butcelerinde (2) verdigi onemli aciklari
kapatma cabasi icinde oldugunu bu Hukumet Programi ile de gosteriyor.

Simdi AKP, kasigin ucuyla verdigini sapiyla fena halde cikaracak.
Simdi secim harcamalarinin bir sekilde telafisi, bu harcamalarla
isinan ic pazarin sogutulmasi, yeni iktidarin onune konulacak ilk
odevlerden biridir ve 60. Hukumet programi da buna dair bircok
isareti tasiyor.

I. ISSIZLIK VE SOSYAL ADALETSIZLIK
Programda �yoksullugun azaltilmasi ve gelir dagiliminin
iyilestirilmesi kadar cok genis bir alanda onemli mesafeler
alinmistir� dense de, gercekler boyle olmadigi gibi, Sayin Basbakan
tarafindan sunulan bu programda ortaya konulan kimi degerlendirmelere
katilmak da mumkun degildir.

- Hukumet programinda 2002 yilinda yuzde 10.3 olan issizlik oraninin
2006�da yuzde 9.9�a geriledigi belirtiliyor. Ancak Turkiye Istatistik
Kurumu�nun tanimina gore is bulma umudu olmayan, is arayip son uc ay
icinde is arama kanallarini kullanmayan ya da ise baslamaya hazir
olup is aramayanlar issiz sayilmiyor.

Bu kesimleri dahil ettiginizde 2002 yilinda yuzde 14.2 olan genis
tanimli issiz orani 2006 yilinda yuzde 18.9 duzeyine ulasiyor. Bu
verilere gore issiz sayisi 2002-2006 doneminde 17 bin azalirken, is
bulma umudu olmayanlarin sayisi 76 binden 9.3 kat artarak 702 bine,
ise baslamaya hazir olup da is aramayanlarin sayisi 4.6 kat artarak
297 binden 1 milyon 381 bin duzeyine ulasiyor.

Hukumet programi, issizligin ulastigi gercek duzeye yonelik bir onlem
icermiyor.

- Hukumet programinda 2003-2006 yillari arasinda ortalama buyume
oraninin yuzde 7.3 oldugu belirtiliyor. Yeterli istihdam yaratmayan,
refaha yansimayan bir buyumenin �hormonlu bir buyume� oldugunu
soylemek dogru olacaktir. AKP hukumeti doneminde reel ucretler kamu
emekcileri icin yerinde sayarken, isciler acisindan kimi sektorlerde
onemli kayiplar yasaniyor. Yine tarim alaninda gelirlerde yasanan
kayip yuksek duzeylere ulasiyor.

Isciye, kamu emekcisine, ciftciye kisacasi genis halk kesimlerine
yansimayan bir buyume nasil ve kimler icin bir buyumedir?

- Turkiye, ic ve dis borc stoku bakimindan da son derece sorunlu bir
donem yasiyor. 2002 yilinda 92 milyar YTL olan ic borc, 2006 yilinda
251 milyar YTL�ye; 130 milyar dolar olan dis borc 206 milyar dolara
yukselmistir. Bir diger gercek ise 200 milyar YTL�nin ic ve dis borc
faiz odemelerine gitmesidir.

Hukumet Programi bu borc politikasinin ekonomi uzerinde yaratmakta
oldugu agirliga yonelik herhangi bir onlem icermiyor.

- Adaletsiz vergi olarak bilinen ve herkesten alim gucune bakmaksizin
ayni oranda alinan mal ve hizmetler uzerindeki dolayli vergilerin
toplam vergiler icindeki orani yuzde 70�lere ulasiyor. Bu oran
dunyanin en yuksek oranlarindan biridir.

Hukumet programinda, vergide adaletsizligin kabulu anlamina gelen bu
durumu duzeltecek hicbir onlem yer almiyor.

- Sosyal guvenlik sistemindeki gerilemenin temel nedenlerinden biri
olan kayit disilik sorunu ise sadece isletmelerin verimliligi ve
buyumesini engelleyen, rekabeti zorlayan bir etmen olarak ele aliniyor.

Hukumet Programi�nda kayit disiligin yarattigi esitsizlik ve
yozlasmaya, sosyal guvenlik uzerindeki yikici etkilerine yonelik
herhangi bir onlem gorulmuyor. Su cok acik ki, kayit disi ekonomiyi
kayit icine almayan bir sistemde sosyal guvenlik reformu yapilamaz.
Yapilirsa da, emeklilik yasini arttiran, ama maasini azaltan
uygulamalar gundeme gelir. Bu da gayri insanidir ve emeklilerin dag
gibi yigili sorunlarina yenileri katilmis olur.

- Sendikal hak ve ozgurlukler alaninda ic hukukun uluslararasi
hukukla uyumlastirilmasi sorunu da genel gecer bir cercevede
sunuluyor. �Sendikal yapimizda AB muktesebatina ve cagdas gelismelere
paralel olarak duzenlemeler yapmaya devam edecegiz� denilirken, kamu
emekcilerinin grev ve toplusozlesme hakkinin taninmasi, isyeri ve
iskolu barajlarinin kaldirilmasi, grev yasaklari vb. pek cok sorun
acik bir dille ifade edilmekten kaciniliyor. Buna karsilik emekciler
acisindan ciddi hak kayiplarina yol acan atipik calisma bicimlerinin
yayginlastirilacagi na isaret ediliyor. Is guvencesi ile esnekligin
bir arada mumkun olmadigi bir gercekken, bu amaca yonelik adimlarin
atilacagi soyleniyor.

Avrupa Sosyal Sarti�na gectigimiz donem 4 maddede serh koyan AKP
hukumetinin bu alandaki iddialari da inandirici degildir.

�Is sagligi ve guvenligi ile ilgili calismalarimizla Avrupa Birligi
standartlarini ulkemize tasiyoruz. Meslek hastaliklari ve kazalari
sonucu yasanan insani dramlari azaltacak bu duzenlemeler, ayni
zamanda ekonomideki isgucu kaybi ve bunun dogurdugu uretim
azalislarini da en aza indirecektir.� cumlelerinin okundugu gunlerde
Tuzla�daki tersanelerde 12 gunde 5. isci olmustur.

Emek alanini ilgilendiren diger konularda oldugu gibi, bu konuda da
�AB standarti� kavrami sadece bir kenar susu olarak kullaniliyor.

II. DEMOKRATIKLESME, INSAN HAKLARI, KURT SORUNU
- 60. Hukumet programinda demokratiklesme adimlarindan pek soz
edilmiyor, Ornegin Hrant Dink�in oldurulmesine ortam hazirlamis olan
301. Madde bir kez bile anilmiyor.

Turkiye�de demokratiklesme alaninda geri donusler gundemdedir.
TCK�nin 301. Maddesi ile ilgili durum bunun bir ornegidir. Polis
Yetki ve Selahiyetleri Kanunu�nda yapilan degisikliklerle polislerin
yetkilerinin savcilik duzeyine cikarilmasi, duraksamadan atesli silah
kullanmanin mumkun kilinmasi da diger ornektir. Iskence vakalarinda
artislar ve gozalti yerlerinde (Istanbul�da olen Nijeryali olayinda
goruldugu gibi) ve cezaevlerinde olumler yasaniyor.

Cezaevlerinde tecrit uygulamasi da sistematik olarak devam ediyor. Bu
agir uygulamalara son verilmesi icin yeni bir cezaevleri anlayisi
gelistirilmelidir.

Hukumet Programi�nda insan haklari alaninda ciddi bir bosluk vardir.
Bu geriye gidis durdurulmali, sivil topluma ve insan haklari
orgutlerine danisilarak yeni bir demokratiklesme programi
hazirlanmalidir.

- Turkiye Insan Haklari Vakfi basta olmak uzere insan haklari
orgutlerinin onerileri ve talepleri cok aciktir: �Turkiye�de insan
haklari, AB ile olan iliskilerin gundemine ve AB ilerleme
raporlarinin yarattigi duruma gore oncelikli konu olmus ya da
unutulmustur. Bu gostermelik ve faydaci tarz degistirilmelidir. AB
ile iliskiler nasil gelisirse gelissin, insan haklarinin evrenselligi
ilkesi goz ardi edilmeden bu yeni donemde toplumun ihtiyaclarini
gozetecek ve sesine kulak verecek, surekli bir insan haklari gundemi
olusturulmalidir.� diyorlar.

Ancak gecmisteki olumsuz IHDK deneyini asabilecek bir vizyon bu
Hukumet Programi�nda da yoktur. Devletin insan haklari ile iliskisi
bagimsiz ve yansiz ulusal kurumlar araciligiyla duzenlenmelidir.
Hukumetin etkileri disinda kalabilecek ulusal Insan Haklari
Kurumu�nun olusmasina olanak saglayacak; BM Iskenceye Karsi
Sozlesme�nin eki Secmeli Protokol�un TBMM tarafindan onaylanmasi
saglanmalidir.

- Hukumet Programi, Kurt sorununa iliskin de herhangi bir cozum
onerisini icermiyor. Halbuki, bu alandaki sorunlarin baris ortaminda
konusulmasi, siyasal, kulturel, ekonomik ve sosyal cozum yollarinin
gelistirilmesi icin caba harcanmasi gereken bir donem yasaniyor. Bu
alandaki siyaset, terorle mucadele soyleminin ve silahli guclerin
golgesinden kurtarilmalidir. Turkiye�de farkli etnik gruplar, din ve
vicdan farkliliklari tehdit olarak gorulmemeli, bir zenginlik kaynagi
olarak degerlendirilmelidi r.

Hukumet, hem toplumda hem de sivil-asker tum devlet kurumlarinda ve
yargida var olan otekilestirme ve ayrimcilik uygulamalarina ve
uslubuna son verecek bir caba icinde olmalidir.

- Secimlerde % 10 baraji kaldirilmali, Siyasi Partiler Kanunu ve
Secim Kanunu demokratiklestirilm elidir.

Hukumet Programi�nda bu sorunlar yokmus gibi davranilmasi, bu
alandaki esitsizliklerin de surdurulecegine dair onemli bir isarettir.

- Hukumet programinda �Diyanet Isleri Baskanligi, her turlu siyasi
gorus ve dusunce karsisinda ozerkligini koruyarak dinin birlestirici
ve butunlestirici ozelligini, din kurumunun sayginligini one cikarmis
ve toplumun butun kesimlerinin ortak kabul ve teveccuhunu
kazanmistir� ifadesi kullanilirken, belli ki Alevi yurttaslarimizin
talepleri ve hassasiyetleri dikkate alinmiyor.

Bu alandaki ayrimciligi giderecek onlemlerin hizla alinmasi, Alevi
yurttaslarimizin rahatsizliklarinin giderilmesi gerekiyor. Ama
Hukumet Programi bu konuyu da gormezden geliyor.

III. ENERJI, TARIM VE CEVRE SORUNLARI
- Programda �nukleer enerji� hedefi vardir. Belli ki, dunyada bu
alanda gelismekte olan egilimler dikkate alinmiyor. Nukleer enerjinin
toplumlar ve doga icin yarattigi koklu ve kalici zararlar
tartisilmadan, bu konu enerji sorunlarina bir cozum gibi sunuluyor.

Buna karsilik alternatif ve yenilenebilir enerji kaynaklarinin
kullanilmasi hedefi temenni gibi gorunuyor. Ne bir oran hedefinden ne
de bir gelistirme perspektifinden soz ediliyor.

- 60. Hukumetin, kuresel isinma karsisindaki cozumu ise anlasilir
degildir. Fosil yakitlara dayali enerji uretimine, karayolu agirlikli
ulasim politikalarina devam ederken, agac dikerek kuresel isinmayi
engelleme dusuncesinin bilimsel temeli yoktur. Bu yaklasim da
gosteriyor ki, �termik santrallerin bacalarini yesile boyarsak,
cevreye verilen zararlar azalir� zihniyetinden henuz uzaklasilmis
degildir.

Kyoto Anlasmasi�ni imzalamaya ya da uluslararasi cevre sozlesmelerine
iliskin en ufak bir satir bile Hukumet Programi�nda yer almiyor.

Hukumetin en buyuk hayalinin 2B alanlarinin satisa ve imara acilmasi
oldugunu dusundugumuzde, hukumet programinda yer alan kentlerimizin
etrafindaki �yesil kusak ormanciligini� gelistirilmesini nasil
saglayacaklari da merak konusudur.

- Bir onceki hukumet, �Tohumculuk Kanunu� ile tarimda ve gida
geleceginde ciddi sorunlarin olusmasinin yolunu acmistir. Ulke
ciftcimiz uluslararasi tohum tekellerinin eline birakilmistir. Bu
programda ifade edilen �toprak ve arazi kullanimi� gibi yasal
duzenlemeler, Cargill gibi tarimsal butunlugu bozan sirketlere
yaramanin otesine gecmemistir.

Tarimda yasanan tahribati engelleyecek adimlar da hukumet programinda
yer almiyor. Sadece subvansiyonlardan soz ediliyor, ancak tarimda
calisanlarin sosyal guvenlikleri, ucretsiz aile iscilerinin,
kadinlarin sosyal guvenlikleri hic degerlendirmeye alinmiyor.

- Bir Istanbul Milletvekili olarak sunu da aciklikla ifade etmeliyim
ki, gelecegi bilinen ve beklenen Marmara Depremi�ne yonelik
programdaki tumturakli laflarin arkasinin bos oldugunu Istanbullu
yurttaslarimizin cogu biliyor.

Bu alandaki calismalarda ne yazik ki, pek bir mesafe kaydedilmiyor.
Programda yazilmis olanlar da gosteriyor ki, Marmara Depremi, Hukumet
ve yerel yonetim duzeyinde yeterince ciddiye alinmiyor. Bu konuda da
kapsamli bir seferberligin baslatilmasi zorunludur.

***

Suphesiz ki, 60. Hukumet Programi�nin daha bircok detayi hakkinda
soylenmesi gereken cok sey vardir. Ancak su cok acik ki, bu program,
Sayin Basbakan�in iddia ettigi gibi, Turkiye�nin ve toplumun tamamini
esit ve guvenli bir hizda ve yukseklikte ucurmaya yeterli degildir.
Gerekli onlemler alinmadan kalkis ise ciddi sorunlara yol acacaktir.

Meclis�te bu programin uygulanmasina donuk elestirilerimizi ve
onerilerimizi, denetim ve muhalefetimizi surdurecegiz.

Ufuk Uras
ODP Istanbul Milletvekili

5 Eylul 2007 - TBMM

(1) Yilin ilk alti ayinda, gecen yilin ayni donemine gore, butce
dengesi 8.3 milyar YTL gerileyerek, 2 milyar YTL fazladan, 5.9 milyar
YTL aciga donustu. Ayni donemde faiz disi fazla yuzde 16.9�a karsilik
gelen 4.3 milyar YTL dususle 21 milyar YTL�ye indi. Alti aylik
donemde harcamalar yuzde 23.3 artarak 100 milyar YTL oldu. Faiz disi
harcamalar yuzde 25.6 artarak 73.8 milyar YTL�ye yukseldi. Personel
giderleri yuzde 18.6 artarak 22 milyar YTL�ye, Sosyal Guvenlik
Kurumlari devlet primi yuzde 14.2 artarak 2.7 milyar YTL�ye cikti.

(2) Yerel yonetimlerin artan oranda vergi ve sosyal guvenlik prim
odemeleri ile Hazine�ye olan borclari gibi kamusal yukumlulukleri
ertelendi, boylece mali kaynaklari artti ve bu sekilde genisleyen
harcama imkanlari secim ekonomisi yonunde kullanildi. Belediyelere
akan parada da buyuk artis oldu. Butcede 56 milyon 850 bin YTL kaynak
ayrilan Belediyelere Yardim Denklestirme Odenegi kalemine sadece ilk
5 ayda aktarilan para butceyi asarak, 57 milyon 68 bin YTL�ye ulasti.




Evet,bu alıntı,AKP'nin değişmeyen yüzünün "ekonomik" yansıması.


Sevgili yelden77'nin yaptığı alıntıya katılmakla beraber,sol için çıkış yolunun "sınıf mücadelesinin" yapılmasından geçtiğine vurgu yapmak isterim.Bu da,önce birey olarak sınıf bilincine varmamızdan geçiyor.BOP projesinin baş aktörü AKP,kendisine biçilen rolü oynamaya devam ediyor.Öyle ki,Oskar'ı hak ediyor.Burada,asıl mücadele edilmesi gereken,yazılan senaryoyu oynayanlar değil,senaryoyu yazanlardır.Emperyalist,faşist ABD,pek tabi ki uşaklarına verilecek en güzel cevap,sınıf mücadelemizi zafere taşıyacak örgütlenmeyi başararak,Sosyalizm'in egemenliğinde,emekçilerin önderliğinde,Sosyalist Cumhuriyet'i hayata geçirmektir.Hayat bizi Sosyalizm'e çağırıyor.Yolumuz,mücadelemiz kutlu olsun.Zafer,mücadele eden halkların olacaktır!!!


Sevgiler. [B]
Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel mesaj gönder
yelden77
Yeni Üye
Üye No: 3200


Kayıt: 31.08.2007
Mesajlar: 36

Durumu:
Offline
MesajTarih: 22.09.2007, 14:25 Alıntıyla Cevap Gönder Back to top

Sevgili Rengarenk'in düşüncelerine katılıyorum ama soruyorum hangi halk ile bu yapılacak?Son seçimlerde halkın hala nasıl bir ruh hali içinde olduğunu ve geleceğini iki torba erzak vs. için sattığını gördük.Bu halk nasıl örgütlenebilir?Çünkü benim bildiğim insanlar güce tapıyor ve güçlü isen senin yanında yer alıyor?Halka bu güveni kim verecek,sorunlarını,açlığını,yoksulluğunu kim gösterebilecek?
Halk nasıl bir ruh hali içinde ?Bilinç seviyesi ne?Kısacası yapılacak çok iş var ama nasıl?orası meçhul.
Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel mesaj gönder
rengarenk
Yeni Üye
Üye No: 2138


Kayıt: 23.05.2007
Mesajlar: 26

Durumu:
Offline
MesajTarih: 22.09.2007, 20:42 Alıntıyla Cevap Gönder Back to top

Sevgili yelden77,


Mücadelede başarı ilk önce inanmayla başlar.AKP,bu iktidarı durup dururken elde etmedi.Evet,ABD destekli,islam köstekli senaryoların da rolü var ama,yurt içinde nasıl çalıştıkları,ev ev,kapı kapı dolaştıkları da inkar edilemez.Sosyalist Devrimciler olarak bizler de,böyle yapacak,forumlarda,seminerlerde edindiğimiz ilgileri,yılmadan örgütlenmede başarıyla kullanacak,başaracağız.Bir torba kömürün getireceği oy yarın gidicidir.Birkaç cümle ifadenin getireceği oy ölümsüz olacak,Sosyalist Devrimin inşaasında yapı taşları olacaktır.Ümitsizliğe kapılmadan çalışmak,çalışmak gerekiyor.Bu mücadelede bir bedel ödenmesi gerekiyorsa,o da ödenecektir.www.sosyalhaklar.org adresinden SEH(SOSYALİST EMEK HAREKEİ) ile bağlantiya geç.Aktivitelere katıl.

Sevgiler.
Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel mesaj gönder
yelden77
Yeni Üye
Üye No: 3200


Kayıt: 31.08.2007
Mesajlar: 36

Durumu:
Offline
MesajTarih: 24.09.2007, 20:10 Alıntıyla Cevap Gönder Back to top

Sevgili Rengarenk size çalışmalarınızda başarılar dilerim.
Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel mesaj gönder
*BetüL*
Yeni Üye
Üye No: 6531


Kayıt: 11.05.2008
Mesajlar: 89

Durumu:
Offline
MesajTarih: 11.05.2008, 23:57 Alıntıyla Cevap Gönder Back to top

sevgili yelden77 ve rengarenk, dediklerinizin tek kelimesine bile katılmıyorum ve de okudukça yüzümde tebessüm oluşturuyor yazılarınız Smile işsizlikten vs'den bahsetmişsiniz. tamam olduğu doğru ama bugüne dek öyle bir problem yoktu da 5 sene önce 3kasım akşamı mı işsizlik problemi ortaya çıktı? tek kabahatli ak parti mi? ayrıca neden sadece olumsuz şeyleri görüyorsunuz anlayamıyorum. neden enflasyonun 5 sene önce nerdeyse %250lerde iken şimdi %7'ye indiğini görmezden geliyorsunuz? Ülkenin yarısı yanlış biliyor, cahil, bilinçsiz; tek akıllı sizsiniz size göre. objektif olmak istemiyorsunuz ya da olamıyorsunuz; bilemiyorum. hükümetin yaptığı iyi şeyleri görüp sevinerek huzurlu bir yaşam geçirmektense kaos yaratmaya bayılıyorsunuz. hem kendinizi hem başkalarını rahatsız ediyorsunuz. eğitimde gidilen yeniliklere bir bakın, alevilere; kürtlere tanınan haklara bakın. bütün ülkelerle aramız ne kadar iyi bunu bir görüverin rica ediyorum. hangi ülkenin arası hem abd hem ab hem iran ile iyi olmuş bugüne dek? buna bile kötü yönden bakarak abd'nin köpeği olduk diyorsunuz. ha bir de topraklarımız satılıyor, her şey özelleşiyor meselesi var. bir ülkede yabancı sermayenin olmasının avantajlarını burda anlatmayayım artık onu da siz araştırıverin.
bugüne dek yunanistan ile de aramız hep limoni gelmiş olmasına rağmen, ilk kez iki ülkenin başbakanları sınır kapısında buluşup tokalaştılar, haber izliyorsanız görmüşsünüzdür. ülkemize de yunan başbakanı 49 sene sonra ilk kez ziyarete geldi. kürtçe yayın serbest oldu. kürtler bugüne dek kendi kanallarını izleyip kendi türkülerini dinleyemiyorlardı. bu kadar acı bir şey olabilir mi? artık böyle bir sorun kalmadı. alevilerin hep dışlandığı söylenir. alevilere iftar verildi ve başbakan bizzat katıldı. cemevleri resmileştirildi. hükümet ve başbakan bütün kesimleri candan kucaklamak isterken siz ters tepiyorsunuz, siz bilirsiniz.


En son *BetüL* tarafından 11.05.2008, 23:59 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi.
Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel mesaj gönder
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder

Sonraki başlık »
« Önceki başlık
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız


Powered by phpBB © phpBB Group :: Theme & Graphics by Daz
Türkçe Çeviri: phpBB Türkiye
Bu Sayfa 0.47923 saniyede  40 sorguyla oluşturuldu

Bu site Forum Siteleri üyesidir.
Forum Siteleri | Map Of Turkey
Güzel Sözler Özlü Sözler
Forum Siteleri
özlü sözler YuotubeVideolar
Özgür Forum  
Pano Güvenliği

eXTReMe Tracker
Toplist100.Net Taas.de PageRank Service  - Pagerank Anzeige ohne Toolbar PageRank abfragen und zeigen - PowerPr.de hosting website stat GB TOPLIST, best links Elib Directory: Movie in Turkey Rambler's Top100 TOPlist RankingScout - Pagerank Anzeige ohne Toolbaryuotube videolar Ozlu Sozler