| Yazar |
Mesaj |
Sverdlov
 Üye No: 33
Kayıt: 22.05.2006
Mesajlar: 105
Durumu: Offline
|
Nâzım’la ilgili çok kitap yazıldı, oyunlar sahnelendi. Neredeyse bunların tamamını okuma ve izleme olanağı buldum. Fakat okuduklarımın ve izlediklerimin içinde Bursa’nın gerektiği gibi verilmeyişi beni hep hayal kırıklığına uğratmıştır.
Nâzım’la ilgili çok kitap yazıldı, oyunlar sahnelendi. Neredeyse bunların tamamını okuma ve izleme olanağı buldum. Fakat okuduklarımın ve izlediklerimin içinde Bursa’nın gerektiği gibi verilmeyişi beni hep hayal kırıklığına uğratmıştır. Ve düşümde hep, sanatın hangi dalında olursa olsun Nâzım’ı ve Bursa’yı kent ve şairin bütünselleştiği bir biçimde anlatma ya da anlatıldığını görme isteği varlığını hep korumuştur. Bursa ve Nâzım Hikmet mutlaka anlatılmalıydı diye uzun yıllar düşünmüş ve bunun sonucunda eksik de olsa bir araştırma yapmayı önüme koymuştum.
Bursa notları
Aradan geçen zaman içinde Nâzım Hikmet ve Bursa’nın anlatılacağı bir film hazırlandığını öğrendiğimde bir hayli heyecanlandım ve merak içinde filmin gösterime gireceği günü bekledim.
Kuşkusuz böyle bir projeyi sırf bu alanda ilk olduğu ve reyting kaygısını düşünmeyen bir konu seçildiği için de olsa alkışlamak gerektiğine inanıyorum. Başta filmin yönetmeni olmak üzere emeği geçen herkesin eline sağlık.
Ancak bununla birlikte Bursa’da geçen bir yaşamı yine Bursa’da izlediğimde beklentilerimin filme yansımadığını görmek bende hayal kırıklığı yarattı. Hayal kırıklığı yarattı çünkü böyle bir projeye başlanmışken buna belli bir bütçe ayrılıp film hazırlıkları yapılmışken önemli detaylar, niyetten bağımsız olsa da atlanmamalıydı. Çünkü olaylar örgüsü Bursa’da geçiyorsa Bursa’ya ilişkin önemli anekdotlar alelacele değil büyük bir sabırla derlenebilmeliydi. “Örneğin İznikli İsmail Başaran’ın, cezaevinde Nâzım’la yattıktan sonra Müşküle köyü gençlerine Nâzım’ın şiirlerini okuması ve yıllar sonra bu köyde, vasiyetine uyularak bir çınar dikilmesi; yine Nâzım’la cezaevinde yatıp çıkan adli tutsakların daha sonraki günlerde Bursa kahvehanelerinde “komünizm propagandası” yaptıkları iddiasıyla tekrar cezaevine konmaları. 1940’lı yıllarda onun ziyaretine gelen öğretmenlerin kovuşturmaya uğramaları. Nâzım’ın en güzel şiirlerini Bursa Cezaevi’ndeyken yazdığı. Bursa’ya İstanbul’dan Akşam gazetesinin bir muhabiri olarak karikatürist Cemal Nadir’le ilgili haberi yapmaya geldiği tek kelepçesiz günün anlatılması. Yine Bursa’da açlık grevine başladığı günlerde o zamanlar genç bir şair olan Kemal Sadık Gökçeli’nin (Yaşar Kemal) Nâzım’a destek verdiği gerekçesiyle tutuklanması. O yıllardaki Bursa basınının Nâzım’la ilgili haberlere sansür uygulaması” gibi daha nice önemli anekdot daha usta bir teknikle birlikte işlenebilirdi.
Nâzım’ın Münevver ve filmdeki diğer karakterlerle olan ilişkilerinin doygun verilmemesi de önemli bir eksiklik diye düşünüyorum. Yine sahneler arası geçişler bir filmden daha çok bir tiyatro izlediğimiz hissini güçlendiriyor.
İzleyici gözüyle filmde gördüğüm teknik eksikliklerin başında Balaban’ın saf, bir şeyler öğrenme isteği gözlerinden okunan, öğrenmeye muhtaç karakteri, filmin başında da sonunda da (aradan yıllar geçmesine rağmen) değişim göstermiyor. Balaban aradan geçen bunca zamana rağmen aynı Balaban. Oysa hepimizin bildiği gibi Balaban, Nâzım’dan resim tekniğinin yanı sıra felsefi konularda da dersler alıyor ve henüz cezaevindeyken hakkında gazetelerde, “cezaevinde yetişen ressam” diye haberler çıkmaya başlıyor.
Yine Nâzım’ın şiir okuma sahneleri son derece samimiyetsiz. Şiirler yürekten okunmuyor, bir yerlerden aniden çıkıveriyor.
Filmdeki Nâzım karakteri, onu bu filmle tanıyacak genç izleyici kitlesi için oldukça yetersiz ve bütünü yansıtmaktan uzak. Burada yetersiz derken olandan daha güçlü gösterilmesini kastetmiyorum. Onun değişik zamanlarda içine düştüğü çıkmazların yansıtılması elbette ki gereklidir. Yaşamda en güçlü karakterlerin bile -insan oldukları gerçeğiyle- zaman zaman zayıflıklar gösterebileceği aşikardır. Fakat bütünün bırakılıp daha çok parça üzerinde yoğunlaşılması filmi izleyen ve onu henüz tanıyacak izleyicinin Nâzım’ın derinliğini algılamasına engel olmaktadır.
Son söz olarak denebilir ki bu film, “elleri öyle büyük işler için hazırlanan Mavi Gözlü Dev’in o büyük yolunu” daha iyi tarif edebilirdi... |
|
|
|
|
 |
OzqurlukveDayanIsma
 Üye No: 3594

Kayıt: 06.10.2007
Mesajlar: 92
Durumu: Offline
|
Mavi Gözlü Dev, şair Nazım Hikmet'in 1941 yılından sonra Bursa Hapishanesi'nde geçirdiği dönemi anlatan 2007 yapımı film. Ünlü şairi Yetkin Dikinciler'in canlandırdığı filmin yönetmenliğini Biket İlhan üstlendi.
Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan 175.000 YTL destek alan filmin çekimleri, sanat yönetmeni Mustafa Ziya Ülkenciler'in Beykoz'da kurduğu cezaevi setinde gerçekleşti. Nazım Hikmet'in hayatını konu alan ilk film olarak dünya sinema tarihine geçen filmin senaryosu, dört yılı aşkın bir sürede, sekiz defa yeniden yazılarak tamamlandı. Filmin müziklerini yapan Cem İdiz, Hikmet'in "Davet" şiirini de besteledi.
Filmin adı, Nazım Hikmet'in "Mavi Gözlü Dev, Minnacık Kadın ve Hanımelleri" adlı şiirinden derlenmiştir.
Yönetmen Biket İlhan
Yapımcı Biket İlhan
Selay Tozkoparan Oğuz
Senaryo yazarı Metin Belgin
Oyuncular Yetkin Dikinciler
Dolunay Soysert
Özge Özberk
Sinan Tuzcu
Nil Günal
Suna Selen
Uğur Polat
Rıza Sönmez
Ferit Kaya
Derviş Tezcan
Görüntü yönetmeni Claudio Bolivar
Film müzikleri Cem İdiz
Yapım yılı, ülkesi 2007, Türkiye
Yapım şirketi Sinevizyon Film
Süre 118 dk.
Dil Türkçe
Tür Biyografik, dram, politik |
_________________ Devrim Yolunda.. 11 Yaşında.. Yaşasın ÖZGÜRLÜK DAYANIŞMA ! ! |
|
|
|
 |
|
|
|
|
Sonraki başlık »
« Önceki başlık
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız |
Powered by phpBB
© phpBB Group :: Theme & Graphics by Daz
Türkçe Çeviri: phpBB Türkiye Bu Sayfa 0.43935 saniyede 34 sorguyla oluşturuldu Bu site Forum Siteleri üyesidir. Forum Siteleri | Map Of TurkeyGüzel Sözler Özlü Sözler Forum Siteleri özlü sözler
YuotubeVideolar

|