| Yazar |
Mesaj |
Ozgurforum
 Üye No: 2

Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 1296
Durumu: Offline
|
Silgi kullanmadan resim çizme sanatına hayat deniyor,
Öylesine güçlü olun ki, hiç bir sey huzurunuzu bozmasın.
Saglık, mutluluk ve zenginlikler hakkında konusun.
Dostlarınıza degerli oldukları hissini verin.
Herseyin iyi yanını görmeye çalısın.
Baskalarının basarılarına kendi basarınız kadar sevinin.
Geçmisin hatalarını unutun ve onlardan yararlanın.
Neseli davranın ve herkese gülümseyin.
Kuskular karsısında çok düzeyli,
Öfke karsısında çok olgun,
Korkular karsısında çok güçlü ve
Sorunlar karsısında çok mutlu olun ki,
silgiye ihtiyaciniz kalmasın...
Ve unutmayın;
Hayat duygularımızı bastırmamıza izin vermeyecek kadar kısa..
c.larson |
_________________

En son Ozgurforum tarafından 08.09.2006, 10:21 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi. |
|
|
|
 |
Ozgurforum
 Üye No: 2

Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 1296
Durumu: Offline
|
GABRIEL GARCIA MARQUEZ'DEN YASAM ICIN 13 SATIR
>>
>>
>> 1. Seni sen olduğun icin değil, seninle birlikte olduğumda ben olduğum için seviyorum.
>>
>> 2. Hiç kimse gözyaşlarını hak etmez, onlara layık olan
>> kişi ise seni ağlatmaz.
>>
>> 3. Sen istediğinde sana aşık olmaması, sana aşık olmadığı anlamına gelmez.
>>
>> 4. Gerçek arkadaş, elini tutan, kalbine dokunandır.
>>
>> 5. Birisine yabancılaşmanın en kötü biçimi yanında oturuyor olup ona hiç bir zaman ulaşamayacağını bilmektir.
>>
>> 6. Hiç bir zaman gülümsemekten vazgeçme, üzgün olduğunda bile! Gülümsemene kimin, ne zaman aşık olacağını bilemezsin.
>>
>> 7. Tüm dünya için sadece bir kişi olabilirsin fakat bazıları için sen bir dünyasın.
>>
>> 8. Zamanı onu seninle birlikte geçirmeye hazır olmayan biriyle geçirme.
>>
>> 9. Belki de Tanrı uygun kişiyi tanımandan önce yanlış kişilerle tanışmanı, onu tanıdığında minnettar olman için istedi.
>>
>> 10. "Bitti" diye üzülme, "yaşandı" diye sevin.
>>
>> 11. Her zaman seni üzecek birileri olacaktır, yapman gereken insanlara güvenmeye devam etmek, kime iki defa güveneceğine daha fazla dikkat etmektir.
>>
>> 12. Birini daha iyi tanımadan ve bu kişinin senin kim olduğunu bilmesinden önce kendini daha iyi bir kişiye dönüştür ve kim olduğunu bilerek kendine güven.
>>
>> 13. Kendini çok zorlama, en güzel şeyler onları en az
>> beklediğinde olur. |
_________________
 |
|
|
|
 |
Ozgurforum
 Üye No: 2

Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 1296
Durumu: Offline
|
>>Önce evlendiğimizde hayatın daha iyi olacağına inandırırız kendimizi.
>>Evlendikten sonra, bir çocuğumuz doğduktan, hatta ardından bir tane
daha olduktan sonra hayatın daha iyi olacağına inandırırız kendimizi.
>>Sonra çocuklar yeterince büyük olmadıkları için kızar, onlar
büyüyünce daha mutlu olacağımıza inanırız.
>>Bundan sonra ergenlik dönemlerinde çocuklarla uğraşmamız gerektiği
için öfkeleniriz. Kendimize, çocuklarımız bu dönemden çıkınca daha mutlu
olacağımızı, yeni bir araba alınca, güzel bir tatile çıkınca,emekli
> olunca, yaşantımızın dört dörtlük olacağını söyleriz.
>>Gerçek ise şu andan daha iyi bir zaman olmadığıdır.
>>Eğer şimdi değil ise ne zaman?
>>Hayatınız her zaman mücadelelerle dolu olacaktır.
>>En iyisi bunu kabul edip,her ne olursa olsun mutlu olmaya karar vermektir.
>>En sevdiğim sözlerden biri Alfred D. Souza'ya aittir.
>>Der ki; "Uzun zamandan beridir hayatın -gerçek hayatın- başlamak
üzere olduğu izlenimine kapılmıştım. Fakat her zaman yolumun üzerinde bir
engel, öncelikle erişilmesi gereken bir şey, bitmemiş bir iş,hizmet edilecek zaman, ödenecek bir borç oldu.
>>Sonra hayat başlayacaktı.
>>Sonunda anladım ki bu engeller benim hayatımdı."
>>Bu görüş açısı, mutluluğa giden bir yol olmadığını gösterdi.
>>Mutluluk yoldur.
>>Öyleyse sahip olduğunuz her anın kıymetini bilin ve mutluluğu,Vaktinizi harcayacak kadar özel biriyle paylaştığınız için ona daha fazla değer verin.
>>Unutmayın, zaman hiç kimse için beklemez.
>>Öyleyse,
>>Okulu bitirene kadar,
>>100 milyar kazanana kadar,
>>Çocuklarınız olana kadar,
>>Çocuklarınız evden ayrılana kadar,
>>İşe başlayana kadar,
>>Evlenene kadar,
>>Cuma gecesine kadar,
>>Pazar sabahına kadar,
>>Yeni bir araba,
>>yada ev alana kadar,
>>Borçları ödeyene kadar,
>>İlkbahara kadar,
>>Yaza kadar,
>>Sonbahara kadar,
>>Kışa kadar,
>>Maaş gününe kadar,
>>Şarkınız söylenene kadar,
>>Emekli olana kadar,
>>Ölene kadar....
>>MUTLU OLMAK İÇİN İÇİNDE
>>BULUNDUĞUNUZ "AN" DAN DAHA İYİ BİR ZAMAN OLDUĞUNA KARAR VERMEK İÇİN BEKLEMEKTEN VAZGEÇİN.
>>MUTLULUK BİR VARIŞ DEĞİL, BİR YOLCULUKTUR.
>>PEK ÇOKLARI MUTLULUĞU
>>İNSANDAN DAHA YÜKSEKTE ARARLAR, BAZILARI DA DAHA ALÇAKTA.
>>OYSA MUTLULUK İNSANIN BOYU HİZASINDADIR
>>Unutmayın "YARIN KİMSEYE VAAD EDİLMEMİŞTİR"
MURATHAN MUNGAN |
_________________
 |
|
|
|
 |
Ozgurforum
 Üye No: 2

Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 1296
Durumu: Offline
|
HAYAT
Bir Meydan Okumadır Karşısına çık,
Bir Armağandır Kabul et,
Bir Maceradır Cüret et,
Bir Üzüntüdür Üstesinden gel,
Bir Trajedidir Yüzleş,
Bir Görevdir Yerine getir.
Bir Oyundur Oyna,
Bir Sırdır Açığa çıkar,
Bir Şarkıdır Söyle,
Bir Fırsattır Kullan,
Bir Gezidir Tamamla,
Bir Sözdür Gerçekleştir,
Bir Sevgidir Keyif al,
Bir Güzelliktir Öv,
Bir Ruhtur Anla,
Bir Mücadeledir Savaş,
Bir Bilmecedir Çöz,
Bir Hedeftir Ulaş.. |
_________________
 |
|
|
|
 |
Ozgurforum
 Üye No: 2

Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 1296
Durumu: Offline
|
Başarı deyince aklımıza farklı şeyler gelir.
Toplumun gözünde başarı iyi maddi gelir getiren
bir kariyer,büyük bir ev,lüks bir arabadır.Aslında bunlar
başarılı olmanın tanımı değildir.
Aşağıda
Ralph Waldo Emerson'un başarı tanımına kulak verelim:
Başarı:Sık sık gülmek ve çok sevmektir.Akıllı insanların
saygısını ve çocukların sevgisini kazanmaktır.
Dürüst eleştirmenlerin onayını almak,sahte dostların arkadan vurmalarına dayanmaktır.
Güzeli sevmektir.Herkesteki en iyiyi bulmaktır.Karşılık
beklemeyi hiç düşünmeden kendiliğinden vermektir.
Geride ister sağlıklı bir çocuk,ister kurtarılmış bir ruh,ister
bir parça yeşil bahçe,ister iyileştirilen bir sosyal
durum bırakarak dünyanın iyileşmesine katkıda
bulunmaktır.Gönlünce eğlenmek ve gülmek,kendinden geçerek şarkı
söylemektir.
Tek bir kişi bile olsa,birinin sizin varlığınızdan ötürü daha
rahat nefes aldığını bilmektir.
İşte bu başarılı olmaktır.
Değerli dostlarım nice başarılara ! |
_________________
 |
|
|
|
 |
Ozgurforum
 Üye No: 2

Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 1296
Durumu: Offline
|
HANGISINI BESLERSENIZ O KAZANIR
Yasli Kizilderili Reisi kulübesinin önünde torunuyla oturmus, az ötede birbiriyle bogusup duran iki köpegi izliyorlardi.
Köpeklerden biri beyaz, biri siyahti ve oniki yasindaki çocuk kendini bildi bileli o köpekler dedesinin kulübesi önünde bogusup duruyorlardi.
Dedesinin sürekli göz önünde tuttugu, yanindan ayirmadigi, iki iri köpekti bunlar. Çocuk, kulübeyi korumak için biri yeterli görünürken niye ötekinin de oldugunu, hem niye renklerinin illa da siyah ve beyaz oldugunu anlamak istiyordu artik. O merakla sordu dedesine.
Yasli reis, bilgece bir gülümsemeyle torununun sirtini sivazladi.
"Onlar," dedi, "benim için iki simgedir evlat."
"Neyin simgesi?" diye sordu çocuk.
"Iyilik ile kötülügün simgesi. Aynen su gördügün köpekler gibi, iyilik ve kötülük içimizde sürekli mücadele eder durur. Onlari seyrettikçe ben hep bunu düsünürüm. Onun için yanimda tutarim onlari."
Çocuk, sözün burasinda, mücadele varsa, kazanani da olmali diye düsündü ve her çocuga has bitmeyen sorulara bir yenisini ekledi:
"Peki, sence hangisi kazanir bu mücadeleyi?"
Bilge reis, derin bir gülümsemeyle bakti torununa:
"Hangisi mi evlat? Ben hangisini daha iyi beslersem |
_________________
 |
|
|
|
 |
Ozgurforum
 Üye No: 2

Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 1296
Durumu: Offline
|
insanlık böyle bişey..
Bir pastanın üç otuz paraya satıldığı günlerde 10 yaşında bir çocuk pastaneye girdi. Garson kız hemen koştu.. Çocuk sordu: "Çukulatalı pasta kaç para?.." "50 cent!.." Çocuk cebinden çıkardığı bozukları saydı. Bir daha sordu: "Peki dondurma ne kadar.." "35 cent" dedi garson kız sabırsızlıkla..Dükkanda yığınla müşteri vardı ve kız hepsine tek başına koşuşturuyordu.Bu çocukla daha ne kadar vakit geçirebilirdi ki.. Çocuk parasını bir daha saydı ve "Bir dondurma alabilir miyim lütfen" dedi. Kız dondurmayı getirdi. Fişi tabağın kenarına koydu ve öteki masaya koştu. Çocuk dondurmasını bitirdi. Fişi kasaya ödedi. Garson kız masayı temizlemek üzere geldiğinde,gözleri doldu birden. Masayı sanki akan yaşlar temizleyecekti. Boş dondurma tabağının yanında çocuğun bıraktığı 15 centlik bahşiş duruyordu.. |
_________________
 |
|
|
|
 |
Ozgurforum
 Üye No: 2

Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 1296
Durumu: Offline
|
BAŞARISIZLIK MI! HADİ CANIM SEN DE!
- **** Müzik öğretmeni Beethoven’a; “Besteci olması imkansız!” demişti. Oysa o, insanlık tarihinin en büyük bestecilerinden birisi oldu.
- ****Öğretmenleri Edison’u, hiçbir şey öğrenemeyecek kadar aptal bulurlardı. Edison’un kim olduğunu söylememize gerek var mı?
- ***Walt Disney, bir gazetenin yazı işleri müdürü tarafından; “İşe yarar fikirleri olmadığı” gerekçesi ile kovulmuştu. Walt Disney, film ve eğlence endüstrisinde devrimler yapmıştır.
-
***Churchill, orta okulda sınıfta kalmıştı. Daha sonra İngiltere’nin en sevilen başkanlarından biri oldu.
- ***Barış Manço müzik dersinden ikmale kalmıştı. Günümüzde ölümünün ardından bile tüm çocukların Barış abisi ve şarkıları hala dillerde ve yüreklerde.
- ***Micheal Jordan, okul basketbol takımından atıldığı için basketbolu bırakmıştı. Daha sonra dünyanın en iyi basketbolcularından birisi oldu.
- ***Einstein, dört yaşına kadar konuşamamıştı. Matematik dersinden çok başarısız olduğu için ilkokuldan atılmıştı. Oysa biz onu şimdi, yüzyılımızın en büyük bilgini olarak biliyoruz.
- ***Charles Dickens, yüzlerce kapıdan “Sen yazar olamazsın.” denilerek geri çevrilmişti. Daha sonra kitapları bir çok dilde yayınlanmış ve milyonlarca satmıştır.
- ***Müzik yapımcıları Elvis Presley’e şöyle demişlerdi; “Hiçbir işe yaramazsın, en iyisi kamyon sürücülüğüne geri dönmen.” Elvis Presley yaptığı müziklerle milyonları coşturmuştur. |
_________________
 |
|
|
|
 |
Ozgurforum
 Üye No: 2

Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 1296
Durumu: Offline
|
Eski zamanlardan birinde çok bilge ve çok ama çok zengin bir adam yasarmis.
Çokta mutluymus bu adam üstelik. Birgün yolu oradan gecen bir genc, bunun
sirrini ögrenmek istemis. Bilge adamin sarayina gitmis ve ondan bu sirri
istemis.
Bilge adam, gencin eline bir kasik tutusturmus ve
"Simdi o koca yag testisinden bu kasiga silme yag doldur demis.
Genc söyleneni yapmis ve kasigi yag ile doldurmus.
Bilge adam:
"Simdi bu kasiktaki yagin bir zerresini dökmeden,
benim sarayimin her tarafini gez ve tekrar buraya dön" demis.
Delikanli denileni yapmis, yaklasik bir saat sonra geri dönmüs.
Gercekten de elindeki kasik halen yagla doluymus.
Bilge adam sormus:
"Salondaki o asma avizeyi gördün mü, paha bicilemiyor ona, tamami altin
ve üzerinde de yüzlerce elmas var."
- Hayir demis genc adam. "Peki, o bahcedeki büyük havuzu gördün mü,
etrafinda kugular, cesmeler ve cicekler olan."
- Hayir görmedim demis genc adam."Sarayin bahcesini de mi görmedin,
oradaki agaçlar dünyanin dörtbir yanindan getirilip, en iyi bahçevanlar
tarafindan yillarca büyütülmüs cok nadide agaclardir. Her yerden görmeye
gelirler o güzelligi."
- Yine hayir demis genc adam. Ve eklemis:
"Cünkü ben sadece bana verdiginiz bu kasiktaki yagi dökmeden
sarayi gezmeye ugrasiyordum. Bu benim görevim ve sorumlulugumdu.
Bunu yapmak icin de sadece bu kasiga bakiyordum, heryeri dolastim ama
hiçbiryeri görmedim.
Peki, demis bilge adam.
"Simdi sarayi tekrar gezmeni istiyorum. Tüm güzelliklerini gör,
doya doya tadini cikart. Ama yine bu kasikla gezeceksin.
Ama bu sefer bosver o kasigi, sarayi gör." demis.
Genc, tekrar baslamis sarayi gezmeye. O ne muhtesem güzellik,
o agaclar, çesit çesit kuslar, bahceler, havuzlar, sarayin odalari
görkemli,
mutfak harikulade,derken yaklasik 2 saat sonra, gördügü güzelliklere
hayranligi
yüzünden de okunarak geri dönmüs.
"Harika, muhtesem! diye bagirmis. Omrümde bu kadar güzelligi bir
arada görmedim.
" Bilge adam gülümsemis. "Simdi elindeki kasiga bir bakar misin?" demis.
Genc adam bunca güzelligin arasinda unuttugu o kasigi tekrar hatirlamis
ve
kasiga bakmis.
" Bir de ne görsün..??? kasigin ici bombosmus. Bütün yag dökülmüs.
"Iste, genc dostum" demis bilge adam,
"Hayatin anlami, elindeki o yagin bir zerresini bile düsürmeden,
tüm güzellikleri de görebilmektir..."
ne sorumluluklarimiz, evimiz, isimiz gücümüz derken,
hayatin güzelliklerini kaciracagiz, sevdiklerimizi ihmal edecegiz,
ne de güzel bir hayatimiz olsun diye sorumluluklarimizi ihmal edecegiz...... |
_________________
 |
|
|
|
 |
Ozgurforum
 Üye No: 2

Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 1296
Durumu: Offline
|
HIRS VE KİBİR
Ulu bir kavak ağacının yanında bir kabak filizi boy göstermiş. Bahar ilerledikçe bitki kavak ağacına sarılarak yükselmeye başlamış. Yağmurların ve güneşin etkisiyle müthiş hızla büyümüş ve neredeyse kavak ağacıyla aynı boya gelmiş.
Bir gün dayanamayıp sormuş kavağa: "Sen kaç ayda bu hale geldin ağaç?"
"10 yılda" demiş kavak
"10 yılda mı?" diye gülmüş ve çiçeklerini sallamış kabak "Ben neredeyse 2 ayda seninle aynı boya geldim bak!"
"Doğru" demiş ağaç "doğru"
Günler günleri kovalamış ve sonbaharın ilk rüzgarları başladığında kabak önce üşümeye sonra yapraklarını düşürmeye, soğuklar arttıkça da aşağıya doğru inmeye başlamış.
Sormuş endişeyle kavağa: "Neler oluyor bana ağaç?"
"Ölüyorsun" demiş kavak
"Niçin?"
"Benim on yılda geldiğim yere sen iki ayda gelmeye çalıştığın için" |
_________________
 |
|
|
|
 |
Ozgurforum
 Üye No: 2

Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 1296
Durumu: Offline
|
 |
_________________
 |
|
|
|
 |
Ozgurforum
 Üye No: 2

Kayıt: 20.04.2006
Mesajlar: 1296
Durumu: Offline
|
Mısır firavunu Psammetikhos Pers kralı Kambyses'e yenilip esir düştüğünde, Kambyses onu aşağılamak için Pers zafer alayının geçeceği yola götürülmesini emreder.
Herşey öyle ayarlanmıştır ki, Psammetikhos kızını bir hizmetçi olarak, testiyle kuyuya giderken görür
Bütün Mısırlılar bu görüntü karşısında ağlayıp yakınırken, Psammetikhos öylece durur;
gözlerini yere diker,
kılı kıpırdamaz,
ağzından tek bir söz çıkmaz.
İdam edilmeye götürülen oğlunu gördüğünde, gene tepkisiz kalır.
Ama esirler arasında yaşlı, yoksul düşmüş hizmetkarını görünce, yüzünde derin acı işaretleri görülür, dövünmeye başlar.
Bu hikaye gerçek anlatıcılığın ne olduğu hakkında bir fikir verebilir.
Enformasyon yalnızca yeni olduğu an değer taşır,
yalnızca o an yaşar.
Kendini tümüyle o ana teslim etmeli, zaman kaybetmeden kendini ona açıklamalıdır.
Oysa hikaye farklıdır.
Kendini tüketmez, gücünü toplar ve korur, yıllarca sonra bile harekete geçirebilir.
Örneğin Montaigne, Mısır firavununun neden yalnızca hizmetkarını görünce ağlayıp dövündüğünü sorar kendine.
Ve şöyle cevaplar:
"O kadar kederliydi ki," der,
"kederindeki ufacık bir artış, duygularını zaptedememesine yetmişti."
Montaigne böyle.
Ama şöyle de söylenebilir:
"Kendi soyundan olanların yazgısı firavunu etkilemez, çünkü bu onun kendi yazgısıdır".
Ya da:
"Gerçek hayatta kayıtsız kaldığımız şeyleri sahnede görmek etkiler bizi.
Firavun için hizmetkarı yalnızca bir oyuncudur."
Ya da:
"Kederin büyüğü tıkar insanı ve ancak bir gevşemeyle birlikte dışavurulabilir.
Hizmetkarın görülmesi, bu gevşeme anıdır."
Herodotos hiçbir açıklama yapmaz.
Hikayeyi olabilecek en kuru üslupla aktarır.
Eski Mısır'a ait bu hikayenin binlerce yıl sonra insanları hala şaşırtıp düşündürüyor olmasının nedeni de bu.
Tıpkı piramitlerin hava geçirmeyen bölmelerinde binlerce yıl kapalı kalmış tohum tanelerinin, yeşerme güçlerini bugüne kadar koruyabilmiş olmaları gibi... |
_________________
 |
|
|
|
 |
AnqéLicA
 Üye No: 1431

Kayıt: 29.03.2007
Mesajlar: 12
Şehir: I'LL never be! Durumu: Offline
|
| Ozgurforum demiş ki: |  |
çohk sheker  |
_________________
{You'ré stiLL thé good-for-nothing}
"I don't Lové you Liké I did yéstérday" |
|
|
|
 |
|
|
|
|
Sonraki başlık »
« Önceki başlık
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız |
Powered by phpBB
© phpBB Group :: Theme & Graphics by Daz
Türkçe Çeviri: phpBB Türkiye Bu Sayfa 0.48077 saniyede 58 sorguyla oluşturuldu Bu site Forum Siteleri üyesidir. Forum Siteleri | Map Of TurkeyGüzel Sözler Özlü Sözler Forum Siteleri özlü sözler
YuotubeVideolar

|